Salı, Nisan 28, 2009

Tekrar merhaba,

Merhaba,
uzun zaman oldu blogumu güncellemeyeli. Biraz teknik sebepler biraz da tembellik yüzünden oldu hepsi. Yeteri kadar zaman ayıramadığım gibi, yeteri kadar da fikir ve ürün de üretemiyorum. Hayatın koşturmacası aldı beni içine. Durup biraz dinlenmek istiyorum. Geçen akşam eşimle konuşuyorduk aynı konuyu, keşke insanların çalışma hayatında da okullarda olduğu gibi şubat tatili olabilse. 10 yıl çalıştıktan sonra biraz ara verebilsem ve tekrar başlasam. Fena fikir değil aslında. İş değiştirmek gibi değişiklikler yapmıyorsanız, bu mümkün değil. İş yaşamı bir süre sonra monotonlaşmaya başlıyor, günler akıp gidiyor. Şennur hanım sitemi ziyaret ettiğinde sitemi terk ettiğimi belirtmiş. Aslında hep aklımdaydı ama bir türlü fırsat yaratamadım. Umarım artık daha fazla zaman ayırabilirim.

Pazar, Eylül 07, 2008

Okula Başladık

Küçük kızım 4 yaşına geldi. Bu sene kreşe başlıyor. Cuma günü ilk defa 1-2 saatliğine gitti. Hiçbir zaman insanlardan çekinen bir insan olmamıştı zaten. Kreşe ilk girdiği andan itibaren sanki yıllardır oradaymış gibi davranmaya başladı. Onu kreşe bıraktıktan sonra kalbim heyecanla çarpmaya başladı. Ben ondan çok heyecanlandım Kreşten almaya gittiğimde ise gelmemek için bahaneler uydurdu. Umarım sonrası da bu kadar kolay olur. Büyük kızımın okulu ise pazartesi başlayacak. Büyük koşuşturmaca başlıyor....

Çarşamba, Ağustos 01, 2007

Yemek Name

Türkiyenin ilk ve tek sanal yemek dergisi Yemek Name yayın hayatına başladı. Yandaki linkten hemen indirebilirsiniz. Siz de katkıda bulunabiliyorsunuz.
Yemek Name ekibine başarılar dilerim.

Perşembe, Temmuz 05, 2007

Dikiş Denemem

Aslında yaklaşık 1.5 yıldır dikiş dikme girişimlerim oluyor. Ne yazık ki çok başarılı olduğumu söyleyemem. Aslında bu beceriksizliğin tek srumlusu ben değilim. Dikiş makinem ne yazık ki bozuldu ve ben tamirattan sonra sedece düz dikiş dikebiliyorum. Eee bu da ne demek tabii ben yeterince yeteneklerimi sergileyemiyorum. Aslında biraz modellerdeki anlatımlara sadık kalsam daha başarılı olurum ama hemen annem gibi provasız, kalıpsız dikiş dikmek istiyorum. Her neyse uzun zaman sonra kendime 6 parçalı bir etek dikmeyi başardım. Aslında çok kolaymış. Neden bu mantığı ben daha önce denemedim diye de hayıflandım açıkçası. Sadece yapılan bel ve kalça ölçüsünü 6 eşit parçaya bölmek, kalça ile bel arasında yaklaşık 20 cm mesafe var. Kalçada her parçanın ölçüsünün üzerine 0,5 cm daha eklemek gerekiyor. Daha sonra eğer etek kısımlarının volanlı olmasını istemezseniz bel ve kalçadan aşağıya düz bir şekilde cetvelle iniyorsunuz, eğer biraz daha volanlı olmasını isterseniz o zaman etek boyundan itibaren yaklaşık 20 santim yukarıya kadar olan kısımda biraz daha genişletiyorsunuz. Acemiden bu kadar dikiş derisnden sonra işte eteğim...

Salı, Haziran 19, 2007

Görmek ve Bakmak

Görmek ve Bakmak arasındaki farkı ortaokul yıllarımda Türkçe dersinde Nurullah Ataç'ın Görmek ve Bakmak isimli öyküsünü okuduğumda ilk defa düşünmüştüm. İki kavram gerçekten farklıydı ve insan hayatında önemli bir fark yaratıyordu. Daha sonraki zamanlarda eğitim fakültesinde öğrenim gördüğüm yıllarda, matematik dersini çocuklara sevdirebilmek, aslında matematiğin hayatımızın her anında bizimle birlikte olduğu bilincini yerleştirebilmek amacıyla yaptığım araştırmalarda da asıl öğretilmesi gerekenin görmek , birşeylerin esasında nasıl meydana geldiğini öğretmek olduğu olgusunu edinmiştim. Şimdi ise bir öğretmen değilim ama yine de o yıllarda öğrendiklerimi mesleğimde uyguluyorum.

Perşembe, Haziran 07, 2007

Ne Kadar Uzun Zaman Olmuş


Ne kadar uzun zaman olmuş ben blog a girmeyeli, birşeyler yazmayalı. Aslında hep aklımda girip güncellemek vardı ama ne yazık ki elimde de siteyi güncelleyecek materyal yoktu. Ancak gün boyu çalıştıktan sonra eve yorgun argın gelip yemek, çocuklar koşuşturmacasına giriyorum. Ama bu arada ufak ufak dikiş dikmeye başladım. Gerçekten ufak ufak çünkü önce büyük kızıma etek diktim, sonra da küçük kızıma yazlık bir elbise diktim. Aslında çok eskiden beri dikiş dikmek isterdim. Annem çok güzel dikiş diker, o dikerken ben de ona el işlerinde yardım ederdim. Sonra evlendikten sonra ancak bu sene(8 yıl sonra) dikiş makinamın başına oturabildim. Biraz acemiyim ama öğreneceğim elbet.

Pazartesi, Ocak 08, 2007

Mutluluk

Bugün içimde nedenini bilemediğim bir mutluluk var. Aslında tam da işlerin zora girdiği, benim oradan oraya koşturduğum bir gün. Ama herşey beni fazlasıyla güldürüyor. Yeni yıl geldi, neredeyse 10 günü geçti bile. Ben bir sürü işi yetiştirmek için kafamı kaldırmadan çalışmak zorundayım. Böyle günlerde insanın herşeye rağmen kendini iyi hissetmesi iyi bir şey. Buraya bir internet gülen suratı yapayım bakayım :) . Olmadı surata dönüştürmedi ama olsun.
Küçük kızım artık bıdı bıdı çok güzel konuşuyor. Hatta biraz geveze bile diyebiliriz. Kelimelerini tam olarak anlamayınca ortaya garip bir gürültü çıkıyor. Kendisini anlamadığımızı anlayınca da sinirleniyor, bu defa sinirli sinirli konuşmaya başlıyor. Çok konuşma konusunda büyük kızıma sıkı bir rakip geliyor anlayacağınız. Geçen hafta sonu videoda büyük kızımın 1.5 - 2 yaşındaki görüntülerini izledik. Küçük kızım ekranda seyrettiği kişinin önce kendisi olduğunu sandı. Sonra kendisi olmadığını anladı konuşmalardan ama ablası olduğuna da ikna olmadı. Gece uyutmaya çalışırken hala o kız da uyumuşmu anne? diye sorup duruyordu...
Günler ne kadar çabuk geçiyor. İnsan zamanı bir an olsun durdurup, yaşadığı anın tadına varmak istiyor ama...Yapılacak ne kadar çok şey var.
Kendime yeni yıl için bir yapılacaklar listesi oluşturmak istiyorum. Böyle listeler oluşturmaktan hep kaçınmışımdır. Ben listelere çok bağlı kalabilen bir insan değilim. Genelde kendime ait bir planım vardır ama araya giren ekstra işler yüzünden hep sekteye uğrar. Bir listenin varlığı ve uygulanamıyor olması ise beni çok rahatsız eder. Ama yine de yapmak istediğim şeyleri bir yerlere not etmek, daha sonradan aklıma geldiğinde üzülmekten daha iyidir. Şimdi bile aklımda bir çok şey var unutmadan bir yerlere not almam gereken.
Haydi hoşçakalın, şimdi bir şeyler yapmalıyım...

Cuma, Aralık 15, 2006

Doğum Günü Blog'u


Bugün blogumun 1. yaş günü. Çok etkin bir blog olmasa da zaman zaman içimi dökebileceğim, düşüncelerimi paylaşabileceğim bir yer oldu burası benim için. Bundan sonrası için daha fazla emek harcamak istiyorum ama bilemiyorum bunu ne kadar başarabilirim.

Perşembe, Kasım 09, 2006

Karşılığını Beklemek

Sizler bir şeyler yaptığınızda karşınızdaki kişilerden de benzer şeyleri bekler misiniz? Birisi size karşı bir düşüncesizlik yaptığında siz artık o kişiye karşı olan eski duygularınızı tekrar gözden geçirir misiniz? Ben eskiden öyle yapmazdım. Çevremdeki kişiler eskiden de beni kırarlar, türlü düşüncesizlikler ederlerdi. Ama ben hiç bir zaman onlar hakkında kötü bir yorum yapmak istemezdim. Şimdi geçmişe bakıyorum... Yaptığım bu davranışın kimseye bir faydası olmamış aslında. Sadece için için kırılan ben olmuşum, hep insanların içinde ezilmişim. Ama artık çok sıkıldım. Bir süredir içimde türlü hesaplar yapılıyor. İçimden gerçekten gelmeyen hiçbir şeyi yapmıyorum. İnsanlara karşı doğal davranıyorum. Yapılan hesaplamalar sonucunda artık kullanılmamış, içi boşaltılmış alanlar da çıkıyor ortaya, boş kimlikler, sadece ayrılmış alanlar var ama içleri boş, o boş çerçeveler de siliniyor. Gerçekten dolu kısımlar biraz azaldı tabii. Ama kalanların içleri restore ediliyor ve onlarla yola devam ediliyor. Bundan sonra o kadar uzun zaman beklenmeyecek değerini yitiren ilişkiler, anlamlar için. Her zaman dolu kalanlar olacak, onlar her zaman için değerli kalacak.
Anne...şimdi kutlamayacağım. Senden özür dilerim...Ama içimden gelmiyor...

Perşembe, Ekim 26, 2006

Ramazan Bayramı ve Büyük Kızım


Merhaba,
Bayram tatilini bizim için alışılmış olanın dışına çıkarak Ankara dışında geçirdik. Ama öyle tatil yöresine giderek değil. İstanbul'a amcamızın yanına gittik. Amcamız İstanbul'a yerleşeli yaklaşık 1 yıl oldu. Biz ise onu ilk defa ziyarete gidebildik. Hem onu ve oradaki - benim ilk defa gördüğüm - eşimin akrabalarını ziyaret ettik hem de gezme fırsatı bulduk.
Büyük kızım zaman zaman belirli şeylerden çok etkileniyor ve uzun süre de etkisinden kurtulamıyor. Kız kulesi de bunlardan biri. Hikayesinden ve bulunduğu yerden çok etkilendi. Fotograflarını çektik. Eve gelince resmini yaptı ve altına hikayesini anlattı. Kızım hayal gücü çok gelişmiş bir çocuk(tu) . Geçmiş zaman yazdım çünkü okula başlaması ile birlikte bu özelliğinin yok olmaya yüz tuttuğunu görmeye başlamak beni çok üzüyordu. Okulun ciddi yüzü, kızımın hayal dünyasını baskılamaya başlamıştı. İlk senemiz bir koşturmaca ile geçmişti. Ama bu sene sanırım bu baskıdan ( baskı düşüncesinden) biraz kurtuldu ki yeniden hayal dünyasını kağıtlara dökmeye başladı.
Eh bu da beni hayli memnun etti doğrusu.

Çarşamba, Eylül 13, 2006

Tatil Bitti...


Bütün bir sene bekledikten sonra geçirdiğimiz 3 haftalık tatil sona erdi. İşe başladım bile. Ama o 3 haftaya bile öyle alışmışım ki, ilk iş günüm beni fena halde daralttı. Şimdi tatil resimlerine bakıp bakıp iç çekiyorum ve gelecek seneyi bekliyorum. Çocuklarımla birlikte zaman geçirmeyi şimdiden çok özledim. Hep birlikte olmaya öyle çok alıştık ki. Hafta sonunun gelmesini ve tekrar onlarla vakit geçirmeyi istiyorum.

Cuma, Ağustos 18, 2006

Tatile Gidiyorum


En sonunda yazın bitmesine az bir süre kala tatile çıkıyorum. Bütün yılın yorgunluğunu 1-2 hafta içinde ne kadar atabilmek mümkünse ben de o kadar dinleneceğim. En sabırsızlıkla beklediğim tarafı da çocuklarla daha fazla vakit geçirebilmek. Şimdi kafamda bir sürü gitmeden önce yapmam gerekenler uçuşuyor. Unutmadan listelemeliyim. Şimdilik hoşçakalın...

Pazartesi, Temmuz 17, 2006

Karadeniz Kurabiyesi


Bu kurabiyeleri işyerindeki kahvaltı için hazırlamıştım. Aslında hedefim kahvaltı değil, kahvaltıdan sonra neredeyde bütün gün devam eden yeme içme faslında çaya eşlikçi yaratmaktı. Tarifi portakal ağacının tarif defteri forumundan aldım. Çok bereketli ve lezzetli kurabiyelerim oldu.

İşte tarifi,

Malzemeler

4 Yumurta (Birinin sarısı daha sonra üzerlerine sürmek için yarılacak)

1/2 Limonun suyu

1/2 Su bardağı sıvı yağ

1/2 Su bardağı süt

250 gr margarin (yumuşak)

1 su bardağı toz şeker

1 su bardağı dövülmüş fındık

1 su bardağı kuş üzümü

kabartma tozu

aldığı kadar un

Yapılışı

Tüm malzemeyi karıştırarak hamur yapın, daha sonra hamurdan uzun şeritler yapıp, verev kesin, üzerlerine yumurta sarısı sürüp 170 C de pişirin.

Cuma, Temmuz 14, 2006

Güzel Şeyler

Bugün işyerindeki arkadaşlarla sabah kahvaltısı yaptık. Herkes birşeyler getirdi, çok zengin bir sofra oldu. Neşe içinde sabahın ilk saatlerini geçirdik. Bir kaç gün sonra evlenecek olan arkadaşımız için bu kahvaltı organizasyonunu yapmıştık. Ankara dışında olan yada katılamayacağımız evlilik törenleri öncesi, evlilik hakkında nasihatler ve esprilerle evlenecek kişinin yorgunluğunu da biraz olsun almak için iyi bir fırsat oldu. Güne böyle güzel başlayınca sonrası da iyi geçiyor, aksi taktirde haftanın biriken tüm yorgunluğu ve gerilimi doğrudan işyerindeki işlere ve çalışanlara yansıyor, aktarılıyor. Yaz tatiline henüz gidememiş olan bizler için yaz aylarında günler daha uzun ve daha az katlanılası bir hal alıyor.

Pazartesi, Temmuz 03, 2006

Ballı Kurabiye

Bu tarifi Dr.Oetker Şekerli Vanilin paketlerinin arkasında görüp denedim. Hafta sonları kısa zamanda değişik bir şeyler yapmak istediğimde genelde bu tarifleri uyguluyorum. Tarifin içinde bal olması, şu sıralarda klasik "çocuklar yemek yemiyor!!" diye yakınan benim için seçimimde yardımcı oldu.
Malzemeler ve yapılışını aşağıda bulabilirsiniz.
Malzemeler:
1 Yumurta
1/2 Su bardağı şeker
1/2 Su bardağı sıvı yağ
2 Yemek kaşığı bal
1 Çay kaşığı tarçın
1/2 Su bardağı ceviz
2.5 Su Bardağı un
1 Paket kabartma tozu
1 Paket şekerli vanilin
Ben ikinci bir alternatif olsun diye hamurun yarısına kakao da ekledim.
Yapılışı
Yumurta ve Şekeri mikserle 3dk çırpın.
Daha sonra kalan diğer malzemeleri ekleyin
Hamuru 0.5 cm kalınlığında açtıktan sonra şekilli kalıplar ile kesin
170 C fırında 20 dk pişirin.

Kurabiyeler fırından çıktıklarında yumuşak oluyorlar, ama daha sonra bisküvi gibi oluyorlar.

Afiyet Olsun.

Perşembe, Haziran 22, 2006

Yaz Geldi, Tatil Vakti de Geldi.

Merhaba,
Yaz geldi geleli kendimi daha neşeli, hissediyorum. Sanırım herkes de benim gibi hissediyordur. Akşamları işten çıkınca biraz olsun yürümek, vitrinlere bakmak yorgunluğumu biraz olsun alıyor. Şimdi dört gözle tatile gitmeyi bekliyorum. Her ne kadar çocuklarla tatil yapmak zor olsa da, tatiller annemin tabiriyle - birbirimizle tanışmak için- bir fırsat oluyor. Gerçekten de çocuklarımla birlikte geçirdiğim kesintisiz toplam süre, sadece doğum iznim ve daha sonrasında senelik izinler. Böyle bakacak olursak çocuklarımla sadece yılda 2 hafta birlikte olabiliyoruz ama hayat şartları bundan daha fazlasına imkan vermiyor ne yazık ki. Ben tatil planları yapmaya başladım bile. Şimdi sabırsızlıkla tatile çıkma zamanımın gelmesini bekliyorum.

Cuma, Nisan 28, 2006

Bebek Hırkası



Bu bebek hırkasını yengem her iki kızım için de örmüştü. Ben de aynı örneği kullanarak ama kollarını yapmadan yelek ördüm. Yeleği büyük kızımın okuldaki yıl sonu kermesi için hazırladım. Bu yeleğin aynı zamanda başlığı da var

Çarşamba, Nisan 26, 2006

Biraz da Elişi



Sizlere biraz da beğendiğim, kendi yaptığım elişlerinden örnekler sunmak istiyorum. Yandaki örtüyü annem örmiştü. Çok eski bir örnek olduğunu söylüyor. Her iki ucunda da kelebek motifi var. Biraz zahmetli ama perde ucu da olabilir diye düşünüyorum. Elimden gelse ben de kızlarıma birer tane örmek isterim. Belki daha ileride olabilir.

23 Nisanın Mutlu Çocukları



Her 23 Nisan'da gelenek haline getirdik. Çocuklarla onların istediği bir şekilde zaman geçirmeye çalışıyoruz. Bu resimde minik kedim yeni bir oyuncağı keşfediyor. Daha önce hiç binmemişti, ama sanki 40 yıllık pilot...

23 Nisan Kutlu Olsun

Egemenlik ve Çocuk Bayramı geçeli biraz süre oldu. Herkesin bayramını kutluyorum. İlk çocuk bayramı, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa'nın kararıyla 1927 yılında kutlanmış. Bu tarihe kadar 23 Nisan, TBMM'nin kuruluş günü olması nedeniyle yalnızca "Ulusal Egemenlik Bayramı" olarak kutlanmış. Bu bayramın çocuk bayramı olarak da kutlanmasını, Çocuk Esirgeme Kurumu Yönetim Kurulu kararlaştırmış. Kurumun bu kararının gerekçeleri ile birlikte Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal'e sunulmasının ardından bu bayram "Çocuk Bayramı" olarak kabul edilmiş. Bu kararın alınmasındaki iki ana gerekçe şu imiş;
"Çocuk davamızın kamuoyuna duyurulması ve gazilerimizin çocuklarına sahip çıkılarak onların mutlu bir biçimde yetiştirilmelerini sağlamak için halkın bağış toplaması"
Kaynak: Bütün Dünya- Sayı:2005/04-Başkent Üniversitesi Kültür Yayını

Poodwaddle.com Ücretsiz Yemek Dergisini indirmek için tıklayın

Poodwaddle.com